1/4/2008
Mutluluk
k










İnsanlar mutluluğu hep hor kullanıyorlarmış. hep şikayetçi hep bıkkınlarmış...
Bir gün melekler mutluluğu saklamaya karar vermişler.
Saklayalım,zor bulsunlar.
Zor buldukları için belki kıymetini bilirler.,diyerek başlamışlar tartışmaya.
Sorun büyükmüş.
Mutluluğu saklamak kolay değilmiş çünkü.
Kimisi'' everestin tepesine'' saklayalım demiş kimisi'' atlas
okyonusunun dibine'' demiş.
Tac mahalin kubbesi,mekke sokakları,İtalyan
sofrası,bir hastanenin yeni doğan odası,dondurma külahı,sigara
paketi,lale bahçesi....pek çok yer düşünmüşler ama hiç biri yeterince
zor gelmemiş....derken meleklerden biri '' içlerine
saklayalım'' demiş.
Kimsenin aklına gelmez içine bakmak....işte o gün
bugündür mutluluk insanın içinde saklıymış...
Hiç bir mutluluk kolay
gelmiyor,kolay kolay gülmüyor insanın yüzüne....
Emekte ve insanın
içinde saklı mutluluk...
Ne başkasının ekmeğinde, ne başkasının
evinde,nede başka bir şehirde...
Bu yüzden gözünüz hep içeride olsun siz
dışını boş verin içine bakın...















Konu: :'(
Sen gittin..
Bir zifiri karanlık, bir zından yalnızlığı, ağır bir
boşluk bıraktın geride. Gittin ve dönmeyeceksin bir daha.
Haklısın gidişinde,
bu aşkı bitirmekte haklısın. Tek söz
söyleyemedim. Yüzüne bakamadım.
Karşında ağlamadım.
Eridim, tükendim, bittim.
Sonsuzlukta bir insan nasıl olur..
sesi soluğu nasıl duyulur?
Elveda aşkım.. Elveda sevgilim.
Sen kendini hiç böyle gereksiz,
böyle değersiz, böyle yapayalnız
hissettin mi?
Ayrılık ölüm kadar acı ve soğuk
.Aynalara bakıyorum.
Aynada gördüğüm ben değilim.
Gözlerim cehennem ateşi..
dudaklarım mühürlenmiş.
Ellerim titriyor. Yüreğim kızgın
demirlerle dağlandı.
Yokluğunun bedeli çok ağır sevgilim.
Sevinçlerim, hayallerim, umutlarım,
renkli dünyam elveda..
Elveda yaşamak.. Yaşamın anlamı elveda.
Kimse farkında değil yokluğunun.
Sensiz ne hallerde olduğumu kimse bilmiyor.
Anlamıyor yitip giden bir aşkın kederini.
Düne kadar en yücesini yaşadım mutluluğun,
ayaklarımın altından kayıp gidiyordu toprak,
denizlerin ovaların üstünde uçuyordum.
Güneş kadar yakındı bana aşk.
Güneş kadar sıcak ve parlak.
Bıraktın birdenbire, kanatlarım kesildi.
Hızla çakıldım yere,
boşluğun içindeyim, şimdi hiçbir şeyim.
Oysa dünyanın en zenginiydim.
Bütün çiçekler bizim için açardı,
bizim için ballanırdı meyveler, ekinler
bizim için bereketli, sular bizim için .
Şimdi toz duman içinde kızgın bir çöldeyim.
Yönümü yolumu şaşırdım.
Sam rüzgarlarına bıraktım gövdemi,
sürüklenmekteyim.
Sen bensiz nasılsın, bilmiyorum.
Rahat mısın, mutlu musun,
bu kadar çabuk beni unutur musun?..
Nasıl birden mazi olursun?
Düne kadar gözlerinden aşkı içtiğim,
dudaklarında yüreğimi erittiğim,
uğruna bıçaklar çekip dünyaya , meydan okuduğum
ey sevgili nerdesin?
Kimlesin?.. kimlerlesin?..
Kimlerle oynaşır gönül eğlersin?
Ben burada, terk edip gittiğin
yerdeyim. Elveda aşkım.. Elveda birtanem..
Elveda sevgilim!
Elveda sana..
Bu emsalsiz hüzün
Seni beklediğim içindir
Resmine bakamaz oldum
Uykulardan korkuyorum artık
Utanıyorum odamdaki bütün eşyalardan
Şu sedir hala gelip oturmanı bekliyor
Şu ayna karşısında güzelliğini seyretmeni
Şu kadeh dudaklarına değebilmek için duruyor masada
Ve şu saat geldiğin anda
Durabilir sevincinden
Zaman çıldırabilir
Çünkü benim dünyamda
Ölümsüzlük, seni sevmek demektir.
Bir çocuk doğmayı bekler
Bir ağır hasta ölmeyi
Bitkiler yağmur ve güneşi bekler
Yalnız bir kadın sevilmeyi
Ve düşün ki bir adam
İçinde bütün bekleyenlerin korkusu ve ümidi
Seni bekler
Asılmayı bekleyen bir idam mahkumu gibi
Sen gelinceye kadar
Pencerem kapalı duracak
Rüzgar gelmesin diye
Artık perdeleri açmayacağım
Gün ışığı girmesin diye
Sonra kahrolacağım
Bu karanlıkta, bu derin yalnızlıkta
Ve günlerce gecelerce haykıracağım
Nerdesin diye, nerdesin diye
Bir gün bu kapıdan sen gireceksin
Biliyorum
Ergeç bu bekleyişin bir sonu gelecek
Yıllarca sonra
Öldüğüm gün bile gelsen
Bütün bu bekleyişlerimi ve öldüğümü unutup
Çocuklar gibi sevineceğim
Kalkıp sarılacağım ellerine
Uzun uzun ağlayacağım
Ümit Yaşar Oğuzcan
Düzenleyen asudeliizler gün: 29/12/2008 saat: 00:30
Bağlantı »