Ana sayfa yap


« Önceki |

12/3/2009

Harfler Yaralanmasın!




18/1/2009

Acı´yorum yar! sus´kunluğuna susmalar,




Yaslanma Gözlerime...Düşersin!

Ama yaslanma gözlerime kaldıramam bu yükü

gamzelerinin içine sığdırdığın kırılgan yanların ağır gelir günceme...

Git artık Yar!..sustuklarını bana harcama..:
yaslanamam
benim yüküm ağır...sırtımda yumurta küfesi..
düşsem bin parça olur sevdiklerimin sevinçleri
bu yüzden o yumurta küfesiyle düşmeden yürüyorum
ben taşırım acıları sevinçler seninle güzel…
sırtımdakine el atabilecek bi babayiğit yok artık bundan böyle
şimdi bağırsam uçurum gibi sesim
ulaşmaz ağladığım dağlara
ama dağ yine dağ benim için
duruyor karşımda


Acı´yorum yar! sus´kunluğuna susmalar,
Söndürmüyor yanaklarıma yağan yağmurları
Keşke´lere gömüp geleceği kaçırdığımız çok vagonlu treni
sus´malarla yüklemek yakıştı mı bize ..Sen Beyrut’um dun benim Kudüs´üm...
Hep gün batımlarına yetiştim senin şehrin de oysa ben Güneşindim senin
sokaklarındaki çocukların çakıl taşları..Ben yeminlerindim,
saklın,sırlın... ben sende sarılıydım

önce bir susla başlamıştı her şey susmak konuşmanın kardeşiydi
beceremesekte sustu adımız
biz sustuk

isyan yükledim sana yar! mavi bir gecenin üstüne yürüyorum
ayaklarım zindanlara takılıyor ne olur bana öyle gülme
yaslanma gözlerime
yağmurlarına dayanamayan yüreğim nasıl dayansın sitemlerine
vakti geldi dedin dönüş yok diye ekledin
hüznün vurduğu Beyrut
çoktan filistin’deki kanamalara bayraklarını yarıya indirdin
oysa geleceğini bilsem gel! derdim....

dilimize takılan kimsesiz nağmeler hasreti ördü yollarımıza
yetmedi imkansızlıkları ördü… müebbet kesti yolculuğun biletini
beni sensizliğe... seni bensizliğe...
sen geleyim mi demedin...ben yüreğimi veremedim..
kzıgınım yar! öfkeli!

buğulu sesinden dinleyeceğim türkülerin katili olacağımı bilseydim korkmazdım konuşmaktan
sus´olmazdım bukadar ..sus´kunluğunun içindeki sus´a gömmezdim filistin´i
biz korkak yanları sevdaya bedel savaş yüklü iki şehir...


sen beyrutum dun benim
sazıma mızrap yaptığım en ağır ağıtlarımın ilhamı
üstüne kızıllık konsada güneşine ihanet etmeyen şehrim.
sen kayebettiğim yarınların sancısı kurşunlanmış düşlerimin en büyük iç kanaması
hançerimin ucunun pası
acı´yorum yar!,
yaslanma gözlerime.......

ezilirsem sevdanda kalkamam ayağa
aşkı bilmeyen leyla´yım yıkık!
kızgın! öfkeli...:

acı´yorum......:

susuyorum yar!
yaslanma gözlerime.....
ölüyorum uçurumlarında.......:

Alıntı

17/1/2009

Git Dedin Gidiyorum



Şimşekler çaktı aniden,
Martılar sustu Güller sustu
Ben sustum Gözlerin sustu
Dünya durdu"

Tek konuşan yalancı ve sana çok yabancı bir rüzgardı
Sesin sana dahi yabancı banaysa bir felaket
İster deprem de...çünkü yıkıcıydı
İster sel de...çünkü aniden bastırmıştı
Ölü değil yaralı çıktım felaketten
Bilinç kaybı önce susuş
Ardından görmediğin göremeyeceğin ama var olan gözyaşlarım
Onlar dahi sustu Sessizce aktı gözpınarlarımdan
Ben hep sustum, kulaklarımda o yabancı ses
Önce kulaklarımda sonra yüreğimde
Gidiyorum işte
Sesin sahibinin de emrettiği gibi
Ne tuhaf yabancı bir sese itaat ediyorum
Ne tuhaf hiç bir kelime edemiyorum mantıklı
Susuyorum Sanki dilim bağlıyerinden
Ben sanki dünyanın en küçük varlığı o an
Eziliyorum Susuyorum
Çünkü konuşsam da duyan olmayacak biliyorum
Son enerjimi harcıyorum arkamı dönmek için,
Ve oturacak bir yer bulabilmek için
Çünkü biliyorum bu yükü bacaklarım dahi taşıyamayacak
Çünkü biliyorum ağlayacağım
Dünyanın en küçük varlığının gözyaşlarına kim aldırış eder ki zaten
Susuyorum, susuyorum ve yine susuyorum
O yabancı sesin dedikleri tekrar tekrar canlanıyor beynimin kıvrımlarında

"Tekrar tekrar acıyor sol yanım
Tekrar tekrar Tekrar tekrar
Ve tekrar tekrarlar hep var
Git dedin! Gidiyorum"

Sesin yabancı olsa da sahibini çok iyi tanıyorum
Git dedin gidiyorum.Merak etme susuyorum.İçimde seni unutmak için ne bir istek ne de bir çaba var.Sen önümden çok kayalar çektin Çok kez tebessümüme neden oldun
O kadar çok kez var ki hayatıma kattığın
Bu yüzden unutamam seni
Yüreğimle yaşıyorum ben de yaşamayı bilenler gibi,
Ve ona bıraktığın izleri görmemek imkansız,
Nasıl unutayım ki şimdi söyle seni?

Ama yaralıyım kanıyorum.Ne başım ne gözüm kanayan
Kanayan yüreğim Git dedin gidiyorum
Nasıl sevmişim seni, nasıl seviyorum ve nasıl seveceğim kim bilir
Ama bunu bilmeyeceksin asla
Sevgisini gösteren yüreğim onu saklamasını da çok iyi bilir
Senin sevip sevmemen veya aklına bile gelmemem umrumda bile değil.Alnım ak başım dik benim Git dedin gidiyorum
Her zamanki gibi seni dinliyorum...Susuyorum
Sen git dedin gidiyorum!
Keşke nereye gideceğimi de söyleseydin bunu unuttun
Çünkü ben hala yürüyorum gideceğim yere gelemedim bir türlü
O kadar yorgunum ki O kadar yaralıyım ki
Aslında çok zor yürüyorum
Ama hep gülüyorum olamadım asık suratlı hiçbir zaman
Ya da ben öyle sanıyorum Sadece susuyor ve yürüyorum

"Git dedin gidiyorum
Usulca Yorgun Suskun
Biraz kırgın Gözü yaşlı
Ama sevgi dolu
Git dedin gidiyorum"


Alıntı

8/1/2009

Lal-i Sevda

Resim

Lal olur dilin, mühürlenir yüreğin,sesizlik çok kalabalık gelir yüreğine ve gözlerin yere eğer bakışlarını duymasın ister hiç kimse ızdırabını,
hiç hayal kurdunmu gecenin karasına aldırmadan...
Gökyüzünün en uçuk mavisi kadar saf ve yapmacıksızca...
Dokundunmu Bulutlara...
GÖZKAPAKLARINDA HÜZÜN TİTREDİMİ HİÇ...?
Masum olmalı bu hüzün bir çocuk gibi,
yanaklarından süzülmesi için bir ömür geçmeli...
Rüzgar,ağlıyorum nedenini bilmeden.
Yıldızlar göz kırpıyor yüreğime gökyüzünden.

Hüzün öylesine dilsiz ki...

7/1/2009

Sevgiden hüzne ASUDE bir yolculuk.

Resim

Sevgi nedir sizce?..

Sevgi, bir yetim saçı okşamak.
Sevgi, goncadır, gül olup açılan,
Sevgi, şekerdir, dillerden saçılan.
Sevgi, çevredir, yeşildir daldır,
Sevgi, sohbettir, muhabbettir baldır.
Sevgi, gönlü hoş tutan hece,
Sevgi, aydınlık, pırıl pırıl gece.
Sevgi, var ile yok arası,
Sevgi, iki kaşın arası.
Sevgi, nimet, aş ekmek,
Sevgi, bir türkü, bir gayde çekmek.
Sevgi, var olmak, var olanı bilmek,
Sevgi, haddini bilmek, kendine gelmek.
Sevgi, kul olmak, kulluk etmek,
Sevgi, hayatın anahtarı ,soruların çözümü, sıkıntıların ilacıdır...

Sevgiden hüzne ASUDE bir yolculuk.

Geçenlerde bir sevgi buldum yolda...
Aldım onu yerden yavaşça,
Çatlamıştı her yeri...
Tozlanmış... Yıpranmıştı.
Ellerimle dokundum yavaşça...
Ürkekçe içine çekildi birden
Gülümsedim... Sıcak ve içten,
Üstündeki tozları temizledim dikkatle
"Acaba?" dedim kendi kendime...
Acaba eski haline getirebilir miyim?
Dikkatlice çantama yerleştirdim,
Artık eve gitmeliydim...
Onu görmek, dinlemek...
Ona dokunmak istedim delicesine...
Eve gidip odama kapandığımda,
Oturdum önce çantamın başına.
Açmasam daha mı iyi olur acaba?
Ya... Ya daha da kırılırsa...
Ona dokunmamı istemezse
Ya da sevmezse beni!
Hayır, yine de görmeliyim.
Günlerce... Evet, günlerce dinledim Onu
Bir gece güldüm,
Bir gece ağladım yaşadıklarına.
Ve... Ondan sonraki her gece sadece ağladım.
Üzgünüm sevgi,
Yaranı kapatamayacağım kadar kırmışlar seni.
Üzgünüm sevgi,
Belki ölüm senin için olacakların en güzeli...
Üzgünüm sevgi,
Parça parça yaşatılamayacak kadar bütünselsin.
Ve, üzgünüm sevgi...
Çünkü sen,
Ya hep güzelsin doyana dek,
Ya da bir bilinmeyensin sonsuza dek...

« Önceki |

Kevser En İyi Siteler Listesi Dini100.Net ListeNur.de - islami siteler listesi Cennet Yolculari Toplist Sevdalist - Sevdalara.net
NurluYuz
eXTReMe Tracker