Ana sayfa yap


« Önceki |

25/1/2010

Dostluk...güzel şey..!!!

 

 Dostluk...güzel şey..!!! 


  

 

Mevsim kış, hava ayaz olsa da genç adamın köşedeki parktan başka gidecek yeri yokmuş. Bir sabah iş arayacak derman bulamamış bacaklarında. Açlıktan ve soğuktan bitkin bir şekilde bankta otururken, kocaman bir araba yanaşmış kaldırıma. Arka kapıyı açmaya çalışan şoförü kızgınlıkla yana itmiş arabadan inen yaşlı adam,
"Yalnız bırakın beni, parkta dolaşırsam belki sinirim geçer" diye söylenmiş.

Zengin bir işadamı olduğu her halinden belli olan ihtiyar, birkaç adım attıktan sonra bankta titreyen terziyi görmüş. Terzi, adamın üzerindeki paltoya bakıyormuş dikkatle. Birden siniri geçiveren ihtiyar,
"Zavallı adamcağız kim bilir nasıl üşüyordur, ona nasıl yardım etsem acaba?" diye düşünmeye başlamış.

Oysa terzinin düşlediği paltonun sıcaklığı değilmiş. O, çok kalın ve kaliteli bir kumaştan üretilen bu paltonun sahibine hiç de yakışmadığını ve onun vücuduna uygun şekilde dikilmediğini düşünüyormuş. Yaşlı işadam, terzinin yanına yaklaşıp,
"Ne o evlat, bu ayazda parkta donmuşsun. İstersen paltomu sana verebilirim" deyince,
"Hayır, teşekkür ederim. Ben sadece bu paltonun size göre olmadığını düşünüyordum. Kumaşı fazla kalın ve sizi olduğunuzdan şişman göstermiş" diye yanıt vermiş terzi.
Yaşlı adam bu cevabı alınca hayli şaşırmış. Çünkü o da üzerindeki paltoya onca para ödediği halde kendisine bir türlü yakıştıramıyormuş.
"Soğuktan titrerken nasıl böyle bir şeye dikkat edebiliyorsun?
" diye soran yaşlı adam,
"Ben terziyim" yanıtını alınca
"Benimle gel, hayat hikayeni yolda anlatırsın" diyerek arabaya bindirmiş bizim terziyi.

Bu karşılaşma, terzinin hayatındaki dönüm noktası olmuş. Böyle yetenekli bir insanın işsiz ve evsiz kalmasına çok üzülen iyiliksever yaşlı adam, terziye bir dükkan açmasına yetecek kadar para vermiş. Bunun karşılığında tek istediği kendi giysilerini bu genç adamın dikmesiymiş. Terzi yeniden bir işe hem de kendi işine başlamanın heyecanıyla deliler gibi çalışmaya başlamış. Bu arada yaşlı işadamı da desteğini esirgemiyor, onu kendi çevresinden zengin kişilerle tanıştırarak yeni siparişler almasını sağlıyormuş. Küçük dükkân önce kocaman bir modaevine dönüşmüş, sonra da pek çok ünlü marka için üretim yapmaya başlamış. Terzi artık "ünlü işadamı" diye anılır olmuş.

Bir gün ihtiyar adam onu ziyarete gitmiş. Terzi çok büyük bir iş bağlantısı yapmak üzere yurt dışına gidecekmiş ve uçağa yetişmesine az bir zaman varmış. Biraz sohbet ettikten sonra yaşlı adam birden fenalaşmış, kalp krizi geçiriyormuş. Hemen bir ambulans çağırılarak hastaneye kaldırılmasını sağlamış. Yeni işadamımız ise büyük işi kaçırmak istemediği için uçağa yetişmiş. Yaşlı adam krizi atlatmış ve uzun süre hastanede yatmış, bir yandan da sadece bir kez telefon ederek durumunu soran terziyi bekliyormuş. Fakat terzi daha çok para kazanmak için oradan oraya koştururken bir türlü yaşlı adamı ziyarete gidememiş.

Aradan o kadar uzun bir süre geçmiş ki bu sefer de utancından yaşlı adamın kapısını çalamaz olmuş. Bir süre sonra terzinin işleri yolunda gitmemeye başlamış. Fabrikalarını kapatmak zorunda kalmış ve elinde kala kala yine küçücük bir dükkan kalmış. Utana sıkıla yaşlı adama koşmuş hemen nerede hata yaptığını sormak için. Son derece kırgın olan ihtiyar yine de onu kabul etmiş ama anlatacağı öyküyü dinledikten sonra hemen çıkıp gitmesini istemiş.

Ve başlamış anlatmaya:
"Bir zamanlar fakir bir oduncu varmış. Ormandaki bir kulübede yaşar ve odun keserek hayatını kazanırmış. Bir gün kulübesinde yangın çıkmış ve bu yangın bütün ormanı kül etmiş. O çevrede kimse ona güvenip iş vermeyince, çıkınını alan oduncu, eşeğine binip yola koyulmuş.

Ağaçların arasında yürürken birinin kendisine seslendiğini duymuş. Başını kaldırınca konuşanın bir bülbül olduğunu görmüş. Bülbül ona
"Senin haline çok üzüldüm, şimdi öyle bir büyü yapacağım ki eşeğin çok güzel şarkı söylemeye başlayacak, sen de onunla gösteriler yapıp çok para kazanacaksın" demiş.

Gerçekten de eşek birbirinden güzel şarkılar söylemeye başlamış. Oduncu o şehir senin bu kasaba benim dolaşıp eşeğine şarkı söyletiyor ve herkes onları izlemek için birbiriyle yarışıyormuş. Oduncu ve şarkı söyleyen eşeği bütün ülkede ünlenmişler. Bir gün yine bir gösteriye yetişmek için koştururlarken, bülbülün yardım isteyen sesini duymuş oduncu. Bir kedi bülbülü yakalamış ve yemek üzereymiş. Şöyle bir duraklamış ama gösteriye gitmemeyi, onca parayı kaçırmayı gözü yememiş, arkasına bakmadan kaçmış oradan. Gösteri başladığında ise eşeği her zamanki gibi güzel şarkılar söylemek yerine sadece bir eşeğin çıkarabileceği sesleri çıkarmış.

Oduncu kendisini şarlatanlıkla suçlayan izleyicilerin elinden canını zor kurtarmış. İşte o zaman bülbül ölünce büyünün bozulduğunu anlamış. Ben de senin bülbülündüm ve sen beni öldürdün, büyü de o yüzden bozuldu. Keşke güzel giysiler dikerken dostluk ipliğini koparmasaydın..."

Öyküyü dinleyince hemen çıkıp gitmiş terzi, çünkü söyleyecek bir sözü yokmuş...
Dostluk iplerinizi koparmamanız dileğiyle.......


 

 

 

 

13/9/2009

Kadir Gecesi



Kur’ân-ı Kerîm’de medhedilen en kıymetli gecedir. Kadir gecesinin fazîleti, üstünlüğü (bin aydan daha fazîletli, kıymetli, hayırlı olduğu), bizzât Allahü teâlâ tarafından, Kadir sûresinde açıkça bildirilmiştir.Kur'an-ı Kerim'de Cenab-ı Hak, bu mübarek gecenin kıymet ve faziletini şöyle beyan buyurmaktadır: 

"Biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?  Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır.. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar.  O gece, esenlik doludur. Tâ fecrin doğuşuna kadar."
(Kadir Suresi) 

Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz buyuruyor:

"Kim Kadir Gecesi'nde inanarak, ihlas ile o geceyi ibadetle geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır."

"Kadir Gecesi yatsı namazında cemaatte hazır bulunan, ondan nasibini almıştır."

Müminlerin annesi Hz.Aişe (r.a.) şöyle diyor :

-Dedim ki: Ya Resullullah, Kadir Gecesi'ni bilirsem onda ne şekilde dua edeyim? Şöyle buyurdu:

- Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa'fü anni.

(Allah'ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.)

Peygamberimiz (sav) buyuruyor:

"Kadir gecesinde bir defa, Kadir sûresini okumak, (başka zamanda) Kur’ân-ı kerîmi hatmetmekten daha sevâptır. Bu gece koyun sağma müddeti kadar namaz kılmak, ibâdet etmek, bir ay her geceyi ibâdetle geçirmekten daha kıymetlidir."

 

 

12/9/2009

Geçmiş'e Dair/eler



                                             Geçmiş'e Dair/eler...

 

"Geçen günlerin sonunda tek bir acısı vardır insanın. Pişmanlık… Sabredememenin kaygısızlığında  yenik bir gelecek dileriz hayatta."

/ Kamil Uysal Ferik

 

"Şimdi karlı dorukların zirvesi ulaşılmaz olur ellerine, çoktan ulaştığını hatırlatır gözlerin bedenine.Sen yüreğine söz geçir geçmişine ağıt yakmayı dilemezsen."

/ Kamil Uysal Ferik

 

"Mavi, yeşil, toprak kokusu bile bunaltır insanı.Eğer geçen günlerin ardından yüreğini yetim büyütmüşse, sevemez kimseyi insan."

/ Kamil Uysal Ferik

 

"Geçmişin tehlikesi esir olmaktı, geleceğinki ise robot."

/ E. Fromm

 

"Sonuçları değil, baslangıçları değiştirmek gerekir."

/ Alain

 

"Önemli değil kaç kez yenildiğin, önemli olan kaç yenilgiden sonra yeniden doğrulabildiğin."

/ Anonim

 

 

12/9/2009

Gönüle Sesleniş



Gönüle Sesleniş

Her güzelin cevri çekilir sanıp
Benim gibi saçın yoldurma gönül!..
Mihnet ile geçen ömrüne yanıp
Kimseye sırrını bildirme gönül!..

Sevmek olsun, senin için bir ödev
Yalnız O’na yönel, yalnız O’nu sev
Başarırsan eğer olursun bir dev
Âleme sevgini böldürme gönül!..

En büyük lütuftur sendeki iman
Çalıp da gitmesin, o melun şeytan
Eriyip gidiyor, billahi zaman
Biricik gülünü soldurma gönül!..

Meyletme paraya, meyletme pula
Çıkar için sakın eğilme kula
Düşmeyesin sen de o sapkın yola
Hoyratça vaktini öldürme gönül!..

Dostuna gücenip darılma sakın
Zulme karşı diren, savrulma sakın
Savaşta cepheden ayrılma sakın
Yenilip düşmanı güldürme gönül!..


Hızır İrfan ÖNDER

12/4/2009

Yoktun Bende



Yoktun Bende

sana uykuydu gece, bana seninle yolculuk
yolculuk ki sen yoktun ve sen niyetineydi
şafağa dek dolaşsam yine sonu burukluk
bana el’di saçların, saçların bir el’deydi

senden yana nasibim zavallı bir 'günaydın'dı
ne güne sevinirdim ne de aydınlığına
sesin kulaklarıma sanki iftar anıydı
bana azıktı yokluğun ki bana da yazıktı
sensizliğe hayıflanırdım ki bilinse ayıplanırdım

sohbetine gelmeye bahane gerekirdi
bendeki sana varınca tükenirdi kelimeler
başım önüme düşerdi sen ardımda kalırdın
mecburen her tükeniş bende gitme vaktiydi
ellerine kapanmak, hayallerimin fikriydi

gün akşama varana dek herkeste yüzün olurdu
yine sokaklar değişirdi ya da ben kaybolurdum
puslanırdı bulutlar, ciğerim hüzün solurdu
biranda kaybolurdu kokun ve yine korkum doğardı
seni özlemek bitmeden bende közlenmek başlardı

Mehmet ERCAN

« Önceki |

Kevser En İyi Siteler Listesi Dini100.Net ListeNur.de - islami siteler listesi Cennet Yolculari Toplist Sevdalist - Sevdalara.net
NurluYuz
eXTReMe Tracker

Ücretsiz Online Ziyaretçi Sayacı